KATRAN ve TÜY modern sanat bilgi ortamı

WednesdayMay28th,2008

grek estetiğinin tarihi

Kategori: Kategorilenmemiş — Etiketler: — KatranveTuy @ 09:07PM

WednesdayMay28th,2008

BAM BAM İRAN

Kategori: Kategorilenmemiş — Etiketler: — Webmaster @ 07:10PM

SundayMay25th,2008

New York’ta kırmızı beyaz bir gün

Kategori: Katran ve Tüy — Etiketler: , — Webmaster @ 03:31PM

ceza

NEW YORK - ABD’nin New York kentinde Türk-Amerikan Dernekleri Federasyonu (TADF) tarafından düzenlenen 27. geleneksel Türk Günü Yürüyüşü ve festivali, çok büyük bir katılımla ve coşku içinde kutlandı.

Manhattan’da 56. Cadde ile Madison Avenue köşesinden başlayan yürüyüş, Türkevi’nin hemen yanındaki Dag Hammarskjold Parkı’nda sona erdi. Son derece renkli görüntülerin yaşandığı yürüyüşe, TADF’ye bağlı dernekler ile Türkiye’den gelen ekipler katıldı. Yürüyüşü izlemeye ve festivale katılmaya sadece New York’tan değil çevre kentler ve eyaletlerden de pek çok Türk, ellerinde Türk bayrakları ve kırmızı-beyaz kıyafetlerle akın etti ve New York sokaklarını doldurdu.

Dernek temsilcilerinin yürüyüşleri ve geçit arabalarının geçişleri sırasında folklor ve dans gösterileri yapıldı; bando takımları, İstiklal Marşı ve Onuncu Yıl Marşı başta olmak üzere pek çok marş seslendirdi.

Yürüyüşler sırasında binlerce Türk, ellerinde Türk bayrakları ve alkışlarla geçiş yapanlara tezahüratta bulundular ve gösterileri izlediler. Özellikle çok büyük bir Türk bayrağının ve Atatürk portresinin geçişi sırasında büyük alkış oldu. Yürüyüşün yapıldığı New York sokakları adeta kırmızı-beyaz renge büründü.

Yürüyüşün sona erdiği Türkevi yanındaki Dag Hammarskjold Parkı’nda ise TADF Başkanı Kaya Boztepe’nin sunduğu festival başladı. Festivalin başında İstiklal Marşı ve ABD milli marşı çalındı; başta Atatürk ve silah arkadaşları olmak üzere tüm şehitler için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.

YAZICIOĞLU: SÜRPRİZ OLDU

Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, Türk Günü Yürüyüşü ve Festivali’nin başında gazetecilerin soruları üzerine, ABD’deki Türk toplumunun birlik, bütünlük içinde bir manzara göstermelerinin kendisini hem mutlu ettiğini hem de heyecanlandırdığını belirtti. ABD’de böyle bir kalabalığı görmeyi beklemediğini ve bunun kendisi için bir sürpriz olduğunu söyleyen Yazıcıoğlu, 1991 yılında Türk Günü Yürüyüşü’ne katıldığında, yürüyüşün çok daha mütevazı olduğunu, ancak şimdi gelinen noktada çok daha muhteşem bir tablo sergilendiğini söyledi. Yazıcıoğlu, TADF Başkanı Kaya Boztepe’ye teşekkür etti.

Yazıcıoğlu, yürüyüş için sahnede yaptığı konuşmada ise Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını, sevgilerini ve başarı dileklerini getirdiğini söyledi. Yürüyüşte gördüğü birlik ve bütünlüğün kendilerine güç ve moral verdiğini, daha önce katıldığı yürüyüşle bugünkü yürüyüş arasındaki “muazzam farkı” görmekten fevkalade mutlu olduğunu ifade eden Yazıcıoğlu, “Bu heyecanınızı, bu coşkunuzu Türkiye’ye ileteceğim” dedi.

Festivalin sonunda, New York’un ilk Türk radyosu “Radyo Türküm” tarafından düzenlenen çekiliş yapıldı ve kazananlara ödülleri dağıtıldı.

Festivale, Devlet Bakanı Mustafa Said Yazıcıoğlu, Türkiye’nin Washington Büyükelçisi Nabi Şensoy, Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Baki İlkin, Türkiye’nin New York Başkonsolosu Mehmet Samsar, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Egemen Bağış, eşleri ve çok sayıda Türk katıldı.

Geçtiğimiz günlerde New York’ta yapılan Ankara Olgunlaşma Enstitüsü defilesinde sergilenen kıyafetleri taşıyan mankenlerle birlikte, başta Bakan Yazıcıoğlu olmak üzere sahneye çıkan protokol üyeleri, hep birlikte 10. Yıl Marşı’nı seslendirdiler. Türk yemekleri ve el işi örneklerinin de satıldığı festival alanında tam bir bayram coşkusu yaşandı. (aa)

New York'ta kırmızı beyaz bir gün

Dag Hammarskjold Parkı’nda son bulan yürüyüşün ardından şarkıcı ve halk oyunu ekipleri keyifli saatler yaşattı.

TuesdayMay20th,2008

soru bir

Kategori: Katran ve Tüy — Etiketler: — Webmaster @ 03:48AM


spielbergin kingdom of the cristal skull’filmi ile damian hirstün for the love of god isimli mücevher kaplı kafatası heykeli arasındaki ilişki nedir?

SaturdayMay10th,2008

yeni çağı en iyi kavrıyanlardan ernesto che guevera

Kategori: Katran ve Tüy — Etiketler: — Webmaster @ 10:41PM


http://www.moviesfoundonline.com/true_story_of_che_guevara.php

SaturdayMay10th,2008

İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Dosyası 1 , ATEŞ HAVA SU TOPRAK

Kategori: istanbul 2010 — Etiketler: , — KatranveTuy @ 12:22AM



//www.princeclausfund.org/en/index.html

REPORT ECOC 2006

This is a report of the meeting of the European capital of Culture Selection Panel on

14 and 15 March 2006. The report is addressed to the European Parliament, the

Council, the European Commission and the Committee of Regions.


The European Capitals of Culture (ECOC) initiative, a major European Union

activity, is a way of bringing together people from the European Union and other

European countries who are involved in culture.The objective is to highlight the richness and diversity of European cultures and the features they share, as well as to

promote greater mutual knowledge and understanding among Europe’s citizens.

“The European City of Culture” project was launched in 1985 by the Member States

meeting in the Council on the initiative of Mrs Melina Mercouri. Since then, the event

has grown in popularity every year, and is now well known to European citizens.

Until 2004, the European Capitals of Culture were designated by the Council on the

basis of intergovernmental cooperation. Decision 1419/1999/EC of the European

Parliament and of the Council established a Community action for the European

Capital of Culture event for the years 2005 to 2019. By this decision, a new

nomination procedure was introduced whereby each year, one city of a Member State

is designated as European Capital of Culture, following the order listed in the annex

to the decision.

A modified Decision was adopted in February, 2005, in order to integrate the 10

Member States which joined the EU in 2004. The modification means that for each

year from 2009 to 2019, two Member States will be entitled to make proposals to the

EU : one from the Member States which joined the EU in 2004, another one from the

others.

Moreover, article 4 of Decision 1419/1999/EC, as modified by Decision

649/2005/EC, makes it possible for European non-member countries to participate in

the action by making proposals of cities for the title of ‘European Capital of Culture’.

For the year 2009 onwards, the nomination procedure for member states is as follows:

-The national authorities of the relevant countries nominate one or several

cities, four years before the event is due to begin. The nominations are notified

to the European Parliament, the Council, the Commission and the Committee

of the Regions by the Member states concerned four years before the event is

due to begin.

-A selection panel meets and issues a report on the nominations judged against

the objectives and criteria specified in the decision. The report is submitted to

the Commission, the European Parliament and the Council.

-The European Parliament may forward an opinion to the Commission on the

nominations within three months after the receipt of the report.

-The Commission gives a recommendation on the designation of the Capitals

of Culture to the Council. The recommendation takes the opinion of the

Parliament and the selection panel’s report into consideration.

-The Council officially designates the cities in question (one from each

Member State entitled to make proposals, plus a maximum of one city from

the European non member countries) as the European Capitals of Culture for

the year in which they have been nominated. The Decision specifies that the

Council can designate a maximum of one city from non-member countries for

a given year and that the designation of a city from a non-member country has

to be taken unanimously.

Sir Jeremy Isaacs was elected chairman and conducted the meeting.

2. Summary of the presentation of the nominated cities:

A) Istanbul :

As a European Capital of Culture, “Istanbul, a city of the four elements” would

function as a bridge, connecting Europe to its East. It is a living example of the

meeting of civilisations. It has been at the crossroads of European civilisations for

centuries and it has learned to “live differences”.

The programme of the year is built around the four elements of the universe, which

have a special meaning to Istanbul: “Earth” refers to tradition and transformation ;

“Air -heaven sent” will bring local and foreign musicians together. “Water -the city

and the sea” will focus on a multitude of activities on the Bosphorus and “Fire forging

the future will focus on modern arts and events for large parts of its

population.


With its project, the delegation underlined, Istanbul has started a novel “bottom up”

process, mobilising large parts of its population and civil society organisations already

in the planning phase for the project, by which civil society and its organisations

become the owners of this process. During the ECOC year, the delegation stressed,

the arts would go public in order to attract also parts of the population which, in the

past, would not have been the primary target groups for such activities. Furthermore,

emphasis would be put on promoting young artists, for whom the ECOC year would

be a unique opportunity to become known at the international level. The ECOC team

will work together closely with Istanbul’s network of partner cities and, in particular,

with the former and future European Capitals of Cultures in order to make best use of

their expertise.

The initiative for the candidature of Istanbul was started by civil society

organisations. These organisations (including cultural organisations) are the

backbone of the project’s concept, planning and implementation. They have chosen a

structure which leaves the door open to all who wish to join and have put in place a

new model of co-decision. While participation in preparing the programme and the

different events is open, a clear management structure has been put in place,

consisting of an administrative and an executive board which meet at regular intervals

and monitor progress of the programme and the events leading up to the ECOC year

2010.

Special attention will be given to communication and promotion activities. Special

partnerships with newspapers, radio and TV stations will be established. In addition,

the organisers of the 2010 project will work together closely with 26 schools of

communication and will make its young artists “ambassadors” of Istanbul 2010

abroad. One of the funding actions in Istanbul is to levy a particular gasoline tax for

the Capital of Culture event, making gasoline stations into discussions points about

the ECOC event for the local population.

By way of conclusion the delegation underlined that the Capital of Culture title and

event in 2010 would turn the glorious city of Istanbul of the present and the past into a

vibrant city of the future.


istanbul tanıtım filmi

İSTANBUL 2010 avrupa kültür başkenti


İstanbul, yüz binlerce (?), yıllık tarihinde, üç büyük imparatorluğun başkenti, üç semavi dinin, birçok medeniyetin buluşma noktası ve en önemlisi çağlar boyunca birlikte yaşam kültürünün hayat bulduğu bir kent. Biz(ecoc) de yaşamın sırlarını simgeleyen 4 elementi bu kentin özellikleriyle birleştirdik ve projeleri Toprak, Hava, Su ve Ateş elementleriyle temsil ettik.

Dedik ki(dedilerki): İstanbul, ‘4 Elementin Kenti’ başlıklı dosyasıyla, kendi gerçeğini görerek dünyayla bütünleşsin. Kendisini çağlar ötesine taşıyacak yeni kültürel projelere imza atarken İstanbul’un adı toprak ateş hava su (empedokles) kadar vazgeçilmez olsun..

altar taşları,ateş hava toprak su

bizans el yazması,helios

kabalist şema ,ateş

kabalist şema,hava

kabalist şema,su

kabalist şema,toprak

ateş hava toptak su


İstanbul`u Avrupa`ya taşıyan üç isim Cengiz, Korhan, Arhan

Değmeyin keyfimize. İstanbul , 2010 yılında Avrupa `nın `kültür başkenti` olacak, daha ne olsun. Tarihi, kültürel zenginliğiyle kültür başkentliği, zaten İstanbul `un hakkıydı. Üstüne üstlük, İstanbul `u görücüye çıkaran `İstanbul 2010 Girişim Grubu ` hazırlıklarını dört dörtlük, profesyonelce yapmıştı. Jüriye verdikleri tanıtım kataloğu bile tek başına ipi göğüslememiz için yeterdi. Bizden sonra üç adet A4 dosya sayfasıyla adaylık dosyasını teslim eden Kiev `e bizim tanıtım kitabı örnek gösterilerek `İsterseniz adaylıktan çekilin ` denilmişti. Ancak yine de Brükseldek , hepimizin içinde korku da vardı, ya siyasi ayak oyununa kurban gidersek! İstanbul `un büyüklüğünden, tarihi, kültürel zenginliği nedeniyle seçmezlerse diye de korkmuştuk. 2010 yılı için kültür başkentliği koltuğuna birlikte oturacağı AB üyesi ülkelerin aday şehirlerini `Gölgede bırakmasın diye seçilmeyebilir`in endişesiydi bu. Korktuğumuz başımıza gelmedi. Almanya `nın Essen , Macaristan `ın Pecs kentiyle birlikte 2010 yılında Avrupa Kültür Başkent `i seçilen İstanbul `la ilgili dün düzenlenen basın toplantısında Başbakan Erdoğan `ı da güldüren soruyu bir meslektaş soruyordu: `Kültür başkenti olmasının İstanbul `a faydası ne?` Başbakan Erdoğan da işi tüccar hesabına dökmeden yanıt verdi: `İstanbulumuzu dünyaya kazandıracağız.` İlle de cüzdan hesabını görmek isteyenlere söyleyelim: 2010 yılında en az 10 milyon turistin gelmesi bekleniyor (bu yılın gelenlerin üç katı). Asıl önemlisi, İstanbul bugünden itibaren Avrupa `da kültür ve sanatla anılacak. `Türkiye , Avrupa kültürünü taşımıyor` diyenlerin ağzı bundan daha iyi nasıl kapatılır? Müzakare sürecinde, TürkiyeAvrupa kamuoyuna anlatabileceğimiz iyi bir şeyler olacak. İç faydaları da var: İstanbulluya , İstanbul `un zenginliği gösterilecek. İstanbul , kentsel dönüşüm, şehircilik ve sosyal anlamda kazanımlar elde edecek. Peki İstanbul ya seçilmeseydi? Mide bulandıran sinek peydahlanacaktı. Avrupa `nın bizi içine almamak için bahane yarattığının göstergesi olacaktı. İstanbul , kültür başkenti seçildiği andan itibaren de öğretici olmaya başladı. Mesela, kültür başkenti projesi `sivil inisiyatif` ile ortaya çıktı, sonra kamu destek oldu. Egemen Bağış anlatmıştı, dosyayı teslim ederken jürin karşısında `Beykoz bardakları gibi dizilmeleri` karşı tarafı da çok etkilemişti. Brüksel `deki jüri de bugüne kadar sivil inisiyatif, yerel ve kamu yönetim temsilcilerinin el ele tutuşup, şehirleri için büyük bir birlik sergilemesine pek tanık olmamış. Bu projenin mimarı üç altın isim. Başlıkta ön isimlerini yazdığım üç arkadaşım. AB uzmanı Cengiz Aktar 1985`ten beri kültür başkenti seçen AB `nin bu unvanı, 2000 yılında AB üyesi olmayan ülkelerin kentlerine de vermeye başladığını fark ediyor. İki mimar Arhan Kayar (geçen beş yıl Türkiye `nin tanıtımını yapan dDF`in ortağı) ile İnsan Yerleşimleri Derneği `nin kurucusu Korhan Gümüş `le birlikte İstanbul `u hazırlamaya başlıyorlar. İstanbul Kültür Sanat Vakfı `nın (İKSV ) büyük bir özveriyle sahiplendiği, 40`a yakın sicil toplum kuruluşunun destek verdiği projede güçlerini artırmak için yönetim kurulu başkanlığını Nuri Çolakoğlu `na, danışma kurulu başkanlığını da Egemen Bağış `a teslim ediyorlar. İstanbul Vali Yardımcısı Cumhur Güven Taşbaşı , İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve ekibi, Fatih Belediyesi , Turizm Bakanlığı gibi kamunun da gücünü arkasına alarak İstanbul 2010 Girişim Grubu , İstanbul `a hak ettiği unvanı kazandırdı. Üç altın insanın hayali, sivil, yerel, kamunun el vermesiyle gerçeğe dönüşmüş oldu.

2006-04-13 Radikal

Avrupa Kültür Başkentliği’ne nasıl gelindi?

İstanbul’un Avrupa Kültür Başkentliği’ne aday olma süreci 2000 yılında başladı. Bir grup sivil toplum gönüllüsünün biraraya gelerek başlattığı çalışmalarla oluşan Girişim Grubu, önce yerel sonra da merkezi yönetimin desteğini aldı. Sürdürülen yoğun çalışmalar, yurtiçi ve dışı temaslar en sonunda meyvesini verdi ve 2005 yılında Avrupa Komisyonu’na resmi başvuru yapıldı. 11 Nisan 2006’da Uluslararası Seçici Kurul’un açıkladığı kararda İstanbul, Macaristan’ın Pecs ve Almanya’nın Essen kentleriyle birlikte 2010 Avrupa Kültür Başkenti olmaya değer bulundu. Jüri’nin yaptığı bu değerlendirmede en önemli etkenlerden biri adaylık sürecinde sivil girişimin üstlendiği öncülük misyonu oldu. Jüri’nin bu değerlendirmesi 13 Kasım 2006’da AB Bakanlar Konseyi tarafından onaylandı ve İstanbul resmen Avrupa Kültür Başkenti oldu.

2005 yılından bu yana Nuri Çolakoğlu başkanlığında çalışmalarını yürüten Girişim Grubu, artık bayrağı 2 Kasım 2007’de TBMM’de kabul edilen İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti yasası uyarınca kurulan Ajans’a teslim ediyor.

Yürütme Kurulu Başkanlığında çalışmalarını sürdürecek olan İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı, sivil toplum kuruluşları temsilcileri ve kamu görevlilerinden oluşuyor.

- Dışişleri Bakanlığı Ayşenur ALPASLAN -Yurtdışı Tanıtım ve Kültür İşleri Genel Müdürü-Büyükelçi

- Maliye Bakanlığı Mehmet ŞİRİN Müsteşar Yardımcısı

- Kültür ve Turizm BakanlığıDr.Zeynel KOÇ Bakanlık Müşaviri

- Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Şükran YAZICI Genel Sekreter Yardımcısı

- TRT Genel Müdürlüğü Muhsin METE Genel Müdür Yardımcısı (Yayın-Program)

- Vakıflar Genel MüdürlüğüAhmet TANYOLAÇ Genel Müdür Yardımcısı

- İstanbul Valiliği Cumhur Güven TAŞBAŞI Vali Yardımcısı

- İstanbul Valiliği (İl Genel Meclisinden) İbrahim Cemil YILDIZ, Kenan ÇAKAL, İsmet KONCA

- İstanbul Valiliği (İstanbul İlçe Kaymakamlarından) Nihat NALBANT (Beşiktaş), Hasan ŞENSES (Beyoğlu), Yüksel AYHAN (çatalca), Hasan KARAHAN (Kadıköy), Fahri KESER (Tuzla)

- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Muammer EROL Genel Sekreter Yardımcısı

- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (Büyükşehir Belediye Meclisinden) Ömer Lütfi ARI, Hamza CEBECİ, Tezcan YARAMANCI

- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (İstanbul’daki İktidar Partisi Belediyelerinden) Mehmet ÇAKIR, Ahmet Misbah DEMİRCAN, Mustafa DEMİR, Nevzat ER.

- İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı (Muhalefet Partisi Belediyelerden) Selami ÖZTÜRK

- İstanbul Ticaret Odası Şekip AVDAGİÇ İTO Yönetim Kurulu Sayman Üyesi

- İstanbul Sanayi Odası Ataman ONAR İSO Yönetim Kurulu Üyesi

- Türkiye Seyahat Acentaları Birliği Başaran ULUSOY Yönetim Kurulu Başkanı

- İstanbul Mimarlar Odası Eyüp MUHCU Mimar

- İstanbul’daki Üniversite temsilcileri

Boğaziçi Üniversitesi Prof.Dr.Edhem ELDEM

İstanbul Teknik Üniversitesi Prof.Dr.Filiz ÖZER Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Prof.Dr.T.Melih GÖRGÜN Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yard.Doç.Dr. Deniz Ünsal BAL İletişim Fakültesi Sanat Yönetimi Prog. Öğr. Üyesi ve Program Koordinatörü

Sabancı Üniversitesi Doç.Dr.H.Bülent KAHRAMAN Sanat ve Sosyal Bilimler Öğretim Üyesi

Kültür, sanat veya turizm alanındaki faaliyetleri ile tanınan ve etkinliklerde katkısı olabilecek ulusal ve uluslararası kuruluşlar ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları temsilcileri ve İstanbul’un tarihi, kültürü, mimarisi veya sanatı konusunda çalışmaları ile tanınmış kişilerden 25 kişi (Koordinasyon Kurulu tarafından belirlenen)

Arhan Kayar ISTAV

Gürhan Ertür Açık Radyo

Halim Bulutoğlu Tarih Vakfı

Korhan Gümüş İnsan Yerleşimleri Derneği

Cengiz Aktar

Nilgün Mirze

Görgün Taner İKSV

Nuri M. Çolakoğlu

Tülin Ersöz İBB Başkan Danışmanı

Prof Dr İskender Pala İBB Başkan Danışmanı

Süleyman Orakçıoğlu İHKİB

Faruk Pekin Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı

Vecdi Sayar Kültürlerarası İletişim Derneği

Şerif Yenen TUREB

Timur Bayındır TUROB

Metin Sözen ÇEKÜL

Sinan Genim Türk Kültürüne Hizmet Vakfı

Prof Dr Ümit Meriç

Ayşe Böhürler

Hilmi Şenalp

Dr Gülseren Topuz 22. Dönem İstanbul Milletvekili

Halil Onur Mimar

Ferudun Özgümüş Arkeolog

Bülent Çamlıca ACT Danışmanlık

bension pinto


MAOCULAR’IN İSTANBUL ZİRVESİ
80 Eski Mao’cunun Cezayir Lokantası’ndaki buluşması. Ne yapıldı, ne konuşuldu?




MAO






1978-80′de Aydınlık’ı günlük olarak çıkaran ekip, yani dönemin Maocuları dün

Cezayir Lokantası’nda buluştu.

Yoğun kara rağmen Türkiye ve Avrupa’dan yaklaşık 80 Maocu biraraya geldi.

Onlar Doğu Perinçek ve ekibinden, yani bugünkü Aydınlık’tan tamamen yollarını ayırmış kişiler. Kendilerini “ÖZ HAKİKİ MAOCU” olarak niteliyorlar.

Dünkü buluşmada, Aydınlık’ın o dönemdeki Genel Yayın Müdürü Oral Çalışlar,

Yazı İşleri Müdürü Aydoğan Büyüközden, İdare Müdür Gürhan Ertür, Gazeteci

Gülden Aydın, EczaCıbaşı danışmanı Alp Orçun ilk göze çarpanlar arasındaydı.

Halen Kuşadası Mimarlar Odası Başkanlığı yapan Yahşi Karamollaoğlu ile Dr.

Samuel Sivil derin bir sohbete dalarken, Che şapkası ve kırmızı yıldızıyla Deniz Kavukçuoğlu dikkatleri hemen üzerine çekiyordu. Eski Aydınlık’ın avukatı olan Altan Heper de Stutgart’tan kalkıp gelmişti.

Her yıl düzenli olarak buluşan Öz Hakiki Maocular arasında Ethem Sancak,

Fatmagül-Halil Berktay, Nuri Çolakoğlu, Necmi Demir, MMuzaffer Tunçağ.

Büşra Ersanlı, Selahattin Fırat, Ferai Tınç, Lütfü Tınç, Gülay Göktürk, Alev

Er, Orhan Bursalı, Ragıp Duran, Ömer Madra, Cengiz Çandar gibi ünlü isimler

bulunuyor.

Dünkü buluşmada, sol üzerine derin sorgulamalar yapıldı.

Solun Kemalizmle ve Demokrasi ile ilişkisi tartışıldı. “Sol neden özgürlükçü

demokratik bir çizgiye gelemedi, bundan sonra nasıl gelebilir?” sorusuna kafa yoruldu.

Öz Hakiki Maocular toplantısında AKP de masaya yatırıldı. “AKP’nin gizli gündemi var mı, AKP Türkiye’nin geleceği için tehdit mi, yoksa fırsat mı?” sorusu tartışıldı. Türban da buluşmanın ana konuşma başlıklarından biriydi.

Her yıl gerçekleştirilen buluşmaların organizasyon komitesi yıllardır değişmedi:

Eski Aydınlık’ın İdare müdürü Gürhan Ertür, 4 kişilik ekibiyle bütün hazırlıkları yürütüyor.

Her buluşma sonrası katılanlara bir de sertifika veriliyor… Öz Hakiki Maocular bu sertifikalara özel bir anlam yüklüyor ve saklıyor.

Geçen yıl ki buluşmada üyelere eski İşçi Köylü Gazetesi dağıtılmıştı.

Cezayir Lokantası’ndaki toplantıyı CIA da mercek altına aldı. CIA, gelişmeleri HABERTÜRK’ten izliyor…




SundayMay 4th,2008

Artı-değer

Kategori: Katran ve Tüy — Etiketler: — Webmaster @ 02:51AM


“Artı-değer üreten, yani ödenmemiş ve metalar içinde yoğunlaşmış emeği işçiden doğrudan doğruya koparıp alan kapitalist, aslında bu artı-değerin ilk sahibi olmakla birlikte, hiçbir zaman onun son sahibi değildir. O bunu, toplumsal üretim sürecinin bütünü içinde başka görevleri yerine getiren başka kapitalistlerle, toprak sahipleriyle vb. ikinci dereceden paylaşma durumundadır. Artı-değer bu nedenle çeşitli bölümlere, çeşitli kategorilere ayrılan kimselere giden ve sinai kâr, faiz, tüccar kârı, toprak rantı vb. gibi birbirinden bağımsız farklı biçimler alan çeşitli parçalara ayrılır.
(böylelikle ana sermaye katlanarak büyürken,artı değer yani emek yeni küçük sermayecikler halinde dolaşıma girer )

SaturdayMay 3rd,2008

kudurru

Kategori: Katran ve Tüy — Etiketler: , , , , — Webmaster @ 01:10PM

SaturdayMay 3rd,2008

THE POWER OF CULTURE

Kategori: Katran ve Tüy — Etiketler: — Webmaster @ 12:53AM


WordPress üzerine kurulmuştur.