KATRAN ve TÜY modern sanat bilgi ortamı

SaturdayFebruary21st,2009

BİR ÖZELEŞTİRİ YA DA SOTHEBYS

Kategori: Kategorilenmemiş — Etiketler: — KatranveTuy @ 02:35PM

2004 yılında yazdığım “Geri Dönüş Fragmanları” isimdeki bir yazıda, 2001 bankacılık krizi, 11 Eylül sonrası içine girdiğimiz dünya ve kapitalizmin derinleşen krizini de gözeterek, büyük sermaye, şirketler ve kültür-sanat dünyası arasındaki ilişkilerin değişeceği tespitinde bulunmuştum. Çarpıcı örneğim ise,  Taksim’deki Aksanat binasının  giriş katının o yıllarda TeknoSA mağazasına dönüşmesiydi. Hızlı pazarlama sanatı üst katlara püskürtüyor; sermaye asli işine dönüyordu. Bu çarpıcı değişim, konferanslarımın ve derslerimin de en çarpıcı örneği oldu. Oysa özellikle 3-4 yıldır gerçekleşen dönüşümler benim tespitimin tam tersi bir istikamette gerçekleşiyor. Sermaye ve kültür-sanat alanı bırakın küçülmeyi, her geçen gün artan galeri-müze-koleksiyoner haberleriyle daha da büyüyor; konsolide oluyor. Hatta bugünlerde Aksanat’ın giriş katı “sanat büyüyor” sloganıyla tekrar sanatın içine alınıyor; ve benim en çarpıcı örneğim havaya uçmuş oluyor.

1990 sonrası başta bianeller olmak üzere, küresel şirketlerin, güncel-çağdaş sanat alanındaki destekleyici-kuşatıcı ilişkileri fazlasıyla biliniyor. Bu süreçte yeni olan dönüşüm ise, başta koleksiyoner-satış stratejileri olmak üzere, ilginin güncel-çagdaş sanat ürünlerine kaymış olması. Merkezinde tual resminin(pentür) olduğu “toplama-satış” yöntemleri ciddi bir şekilde değişiyor. Başta Çin-Uzakdoğu ve Ortadoğulu sanatçılar olmak üzere, videoart’tan, entelasyona kavram ağırlıklı birçok iş, sanat piyasasının çoksatarları.  Geçmiş yıllarda bu sayfalarda Süreyya Evren, kavramsal güncel-çağdaş sanatın  pentür kadar koleksiyoner-satış ilişkileri içinde olmadığını söylemiş; bu durumun “post-yapısalcı” olumluluğundan dem vurmuştu. Oysa gelinen noktadan bakıldığında bir özeleştiri de ona düşüyor gibi…

Sanat, sermaye ilişkilerindeki son gelişme ise ünlü müzayede şirketi Sothebys’nin Türkiye ofisi açmasıydı. Yıllardır İstanbul’da ofis açacağı kulaktan kulağa fısıldanan, 1992′de Türkiye ofisini açmak üzere harekete geçen, ancak aradığını bulamayan, kırk bir ülkede faaliyet gösteren şirketin, Türkiye’de ise namı pek parlak değildi. Çünkü bu topraklardan çalınan pek çok eser müzayede evinin kataloğunda çıkmıştı.

Dürüst ve açıkça yapılan işi mal kavramıyla açıklayan ofisin genç “yuppy” başkanından öğrendiğimiz kadarıyla Sothebys’nin önceliğinde, Canan Şenol’dan Taner Ceylan’a ve Nazif Topçuoğlu’na uzanan bir portföy var. Başkan Ali Can Ertuğ’un Radikal’den Ayşegül Sönmez ile yaptığı söyleşide söylediği sözler gerçekten düşündürücü.  Şunları diyordu Ertuğ:

“Ayrıca mesela Avrupa’da Batı’nın kendi müzelerine yıllardır sokmadığı İran, Yunan, Uzak Asya gibi ülkelerin çağdaş sanatını takip eden kolektörler var. Benim İngiltere’de oturan Amerikalı bir arkadaşım, aynı zamanda bir ‘fon’un yöneticisidir, Japon alıyor, İran alıyor. Bana telefon etti. “Ben Türk çağdaş sanat almak istiyorum, malı Türkiye’den alırsam, yüzde 18 vergi ödeyeceğim, İngiltere’ye sokarken bu yüzde 26’ a gelecek? Ne yapacağım?” dedi. Bu ciddi bir sorun ama biz burada şirketlendiğimiz için, kendi faturamız üzerinden bu vergiler, özellikle yabancı alıcı için ortadan kalkmış oluyor…” Gerçekten önümüzdeki dönemde güncel sanat piyasası daha da hareketlenecek, rekabet kızışacak. Ayrıca Ertuğ’un seçme yaparken uyguladığı kriterler çok tepki çekecek görünüyor. Ona göre 1980’den 1990’lara kadar büyük bir ölülük var Türk sanatında… Bu dönem mesela özellikle bu seçkide yok; bu boşluk tamamen bilinçli yapıldı. 1978’den 1990’lara geçildi diye ekleyiveriyor. Ekspresyonve pentür ağırlıklı, 12 Eylül sonrası için fazlasıyla cesur (ilk anda aklıma Yavuz Tanyeli ve Şenol Yorozlu geliyor örneğin)1980’li yıllar sanatının kavramsala tercih edilerek dışarıda tutulması düşündürücü. Açıkçası 1980 sonrası sanattın etkili ismi ve bu sürecin de bilançosunu çıkartmış Beral Madra’nın tepkisini de merak ediyorum açıkçası. Sanat alanındaki bu sermaye yoğunlaşması tartışmaları sertleştireceğe benziyor…

ALİ ŞİMŞEK

WordPress üzerine kurulmuştur.